Bir Bilim İnsanı ve Filozof: Ömer Hayyam

Bir Bilim İnsanı ve Filozof: Ömer Hayyam

Ömer Hayyam

Gönderildi  200 Görüntüleme Güncellenmiş 24 Gün Önce

Genelde yüzyıllar öncesinden birinin içeriğini hazırlarken dostlar doğum ve ölüm tarihi verirken birkaç kaynak gezerim ama Hayyam konusunda eminim.

Image

Niye mi? Çünkü kendisi bir astronom ve takvim düzenleyicisi (Aradım, taradım takvim düzenleyenlere özel bir isim verildiğini göremedim, eğer biliyorsanız beni de aydınlatın efendim.). Bu nedenle de 18 Mayıs 1048 ile 4 Aralık 1131 günleri arasında 83 yıllık bir ömrü olduğunu biliyoruz. Kendisi Nişaburlu yani İran. Ayrıca yine İranlı Nizamülmülk ve Hasan Sabbah ile aynı dönemden ki bu başlı başına bir içerik konusu. 

Hayyam, özellikle matematik ve astronomi ile ilgilenir ve bunun yanında ise o tarihlerde hakim olan İbn Sina felsefesini ve Gazali'nin sezgisel tutumunu çok iyi kavrar. Zaten bütün bunların neticesinde de çok yönlü, çağını aşan ama kendi deyimiyle basit, ölümlü bir adam çıkar ortaya.

Eğer bugün Celali takvimini kullanıyor olsaydık yılbaşımız 21 Mart olacaktı yani nevruz yani bahar başlangıcı...

Image

Kulağa güzel geliyor öyle değil mi? Efendim, Selçuklu Sultanı Melikşah, mali işlerin daha sağlıklı yürütülmesi adına bir takvim hazırlatmak için komisyon kurar. Bu komisyonun başında da Hayyam vardır. Hayyam ve komisyondakiler eski takvimleri incelerler fakat yeni bir takvim hazırlamanın daha uygun olduğunu düşünerek kolları sıvarlar.

Ve o tarihlerde kullanılan Julyen takviminin yanı sıra günümüzde kullandığımız Gregoryen takviminden daha isabetli bir takvim yaparlar. Çünkü Gregoryen takvimi 10 bin yılda 3 gün hata verirken Celali takvimi yaklaşık 2,4 gün hata verir. Celali takviminin başlangıcı ise 1079 olarak alınır. "Neden ismi Celali?" diye sorarsanız, Melikşah'In lakabı Celâlüddevle'dir efendim yani devletin büyüğü, ulusu...

Resimdeki açınımı hatırlamayan yoktur. Hatta hangi ismi anımsadınız diye sorsam çoğunuz Pascal diyecek belki de...

Image

O halde efendim ben de Hayyam, diyeyim. Ünlü matematikçi Ahmet Hamit Dilgan'a göre (a+b)ⁿ açınımındaki katsayılarla teşkil edilen şema Ömer Hayyam'a aittir. Yani bu üçgen Pascal üçgeni değil Hayyam üçgenidir. Ayrıca denir ki n tam pozitif bir sayı iken (a+b)ⁿ ifadesinin açınım formülünü Newton’dan önce kanunlaştırır.

Bunun yanında Hayyam kübik diye ifade edilen üçüncü dereceden denklemleri terim sayılarına göre gruplara ayırır ve her grubun çözüm yöntemini belirler. Hayyam'ın bu konudaki başka bir farkı ise bu tür denklemlerin aritmetik metotlarla değil geometrik metotlarla, koni kesitleri yardımıyla çözülebileceğini ortaya koymasıdır.

Bütün bunları ve daha da fazlasını ortaya koyan Hayyam kendisini ve tüm bilginleri sorgulama nesnesi yapmaktan da çekinmez, bana sorarsanız çok da iyi yapar.

Image

Bu yıldızlı gökler ne zaman başladı dönmeye?

Ne zaman yıkılıp gidecek bu güzelim kubbe?

Aklın yollarıyla ölçüp biçemezsin bunu sen

Mantıkların kıyasların sökmez senin bu işte.

Bir agnostik olarak Ömer Hayyam, hakikatin varlığına inanır ancak bunu anlamanın insan için mümkün olmadığını savunur.

Image

Güneşi balçıkla sıvamak elimde değil                   

Erdiğim sırları söylemek elimde değil                     

Aklım düşüncenin derin denizlerinden                   

Bir inci çıkardı ki delmek elimde değil.

Hayyam kendisi dahil bütün varlık aleminin bir büyük hakikatin sonucu olduğunu söyler; ancak tekrarlayalım bu hakikat insana tamamen kapalıdır.

Image

Kendiliğimden var olmuş sanma beni;

Bu kanlı yola ben sokmadım kendimi;

Bir gerçek varlık beni var etmiş olan;

Yoksa kimdim ben, nerdeydim, neydim ki?

Bu yüzden tabii ki Ömer Hayyam'ın inandığı hakikat ya da Evrensel kudret, dinlerin Tanrı'sından daha çok felsefenin "mutlak varlık"ına benzer.

Image

Yetmiş iki ayrı millet, bir o kadar da din.                     

Tek kaygısı seni sevmek benim milletimin;                

Kafirlik müslümanlık neymiş, sevap günah ne?         

Maksat sensin, araya dolambaçlar girmesin.

Bu yüzden Hayyam, özgür ve bağımsız mizacını, araştırıcı ve sorgulayıcı zekasını herhangi bir dinin cenderesi içine sokacak biri değildir.

Image

Beni özene bezene yaratan kim? Sen!

Ne yapacağımı da yazmışın önceden.

Demek günah işleten de sensin bana

Öyleyse nedir o cennet cehennem?

Buna karşın "devlet"le bir hayli iç içe olmak durumunda olan bir Hayyam da vardır. Ve bu Hayyam zaman zaman mutasavvıf ve dolayısıyla panteist kisvesine bürünmek zorunda kalır.

Image

Tanrı evrenin canı, evrense tek bir beden

Melekler bu bedenin duyuları hep birden

Yerde gökte canlı cansız ne varsa birer uzuv:

Budur Tanrı birliği, boştur başka her söylenen.

Agnostik Hayyam, gözünü içinde bulunduğumuz dünyaya çevirir ve olayların akışını anlamaya çalışır. Vardığı nokta ise dönüşüm felsefesi de diyebileceğimiz mobilizmdir.

Image

Bir testici gördüm, çamur içindeydi: 

Ayağı çarkında, elinde bir testi; 

Testinin başında bir yoksulun ayağı 

Kulpunda bir padişah kellesi

Mobilizm için evren, daimi bir oluşum ve bozuşum selidir. İnsan da toprağa girince çözülmeye başlar ve canlı, cansız bir nesnede bulur kendisini.

Image

İnsan bastığı toprağı hor görmemeli:                    

Kim bilir hangi güzeldir, hangi sevgili.                    .

Duvara koyduğun kerpiç yok mu, kerpiç?           

Ya bir şah kafasıdır, ya bir vezir eli!

Peki Sayın Hayyam... Böyle bir hayatın anlamı nedir? Ömer Hayyam bu soruya aslında "hiç" diye cevap verir; çünkü ona göre hepimiz bir bakıma kuklayız...

Image

Biz, gerçekten bir kukla sahnesindeyiz;

Kuklacı Felek Usta, kuklalar da biz.

Oyuna çıkıyoruz birer, ikişer;

Bitti mi oyun, sandıktayız, hepimiz.

Herhangi bir sorumluluğun olmadığı bu öğretiye otomatizm denmekte. Yani sıkı bir belirlenmişlik söz konusu... O halde Sayın Hayyam bir soru daha, nasıl davranmamız lazım böyle bir halde?

Image

Dert çekme boşuna, hep gül de yaşa;               

Zulüm yolunda hakkı bul da yaşa;                      

Sonu yokluk madem bu dünyamızın                  

Yok bil kendini özgür ol da yaşa.

Yani dostlar dünyadaki iyi anlarımız cennet, kötü anlarımız ise cehennemdir kısaca. O halde der Hayyam...

Image

Ey kör! Bu yer, bu gök, bu yıldızlar boştur boş!

Bırak onu bunu da gönlünü hoş tut hoş!

Şu durmadan kurulup dağılan evrende

Bir nefestir alacağın o da boştur boş!

Özellikle daha önce okumamış olanlar için bu rubai tanıdık geldi öyle değil mi? Manga'nın güzel bestesine geçmeden Hayyam ile ilgili kısa birkaç bilgi daha vereyim isterim.

Image

Hayyam, her ne kadar İslam dünyasında herkes tarafından bilinen bir isim ise de onu Batı'ya tanıtan kişi yazar Edward Fitzgerald olur. Yazarın 1859'ta yaptığı çevirisi kısa bir süre sonra Hayyam'ı oldukça popüler bir hale getirir. Hatta 1892'de Londra'da bir Hayyam Kulübü kurulur. 

Bunun yanında görselde de gördüğünüz üzere 1970'de Ay'ın üzerindeki bir kratere Hayyam ismi verilirken 1980'de keşfedilen bir kuyruklu yıldıza da yine Ömer Hayyam denir. Ve sanırım dostlar, gerçekten Hayyam'ın ışığı nesilden nesile aktarılarak yol gösterecek gibi duruyor, siz ne dersiniz?

Manga, Hayyam'ın rubaisine biraz da ek yaparak güzel bir şarkı yapmış; buyurun dinleyelim.

Hayyam şarkılarından bahsetmişken Mehmet Güreli'yi anmamak olmazdı...


Tepkiniz?

0
LOL
0
LOVED
0
PURE
0
AW
0
FUNNY
0
BAD!
0
EEW
0
OMG!
0
ANGRY
0 Yorumlar